TÜRKİYE’DE DOMAİN VE GİRİŞİMCİLİK ÜZERİNE


TÜRKİYE’DE DOMAİN VE GİRİŞİMCİLİK ÜZERİNE

Dünya’nın en zeki, en çalışkan, en kabiliyetli insanı da olsan bir adın olmadan hatırlanamazsın. Diyerek tarif ediyorum internet bilgisi olmayan birine domain kelimesinin anlamını. 2-3 yıldır hakkıyla farkedilen bu alan gelecek vaad etmek için sakin bir şekilde beklemeye devam ediyor. Maalesef bu sektörün herkes tarafından kabul edilen tek yakınması; ah keşke zamanında aklıma gelseydi de şöyle afilli jenerik, 2-3 harfli domainler kaydetseydim. Şu 5 yıldır domain satışlarını takip ediyorsanız hak vermemek elde değil tabii.. Dünya üzerine büyük tespitler yerine ülkemizde ne durumdayız, benim takip edebildiğim ve 50′den fazla portföyü olan biri olarak düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Güzel Türkçe’miz yüzbinlerce kelimeden oluşsa da ancak bunun belli bir oranda kısmı popüler olarak kalıyor. Günlük 100-150 kelime arası kendimizi ifade edebildiğimizi varsayarasak, bu kelimeler içinde en popüler olanlara sahip olanlar yaşadı! Fakat şöyle bir problem var ki domain mantığında ilk gelen alır ve düşürmeden koruyan domainin sahibidir. Bu kişilere genelde yeni girişimciler hiç iyi gözle bakmıyorlar. Leş yiyiciler, şerefsizler diyerekten saydırıp gidiyorlar (Benimde başıma geliyor:)). Jenerik ve anlamlı Türkçe domainler bu sektörün ileride birçok şey için mahkum edebileceğini ilk başlarda anlayan Nokta.com kurucuları, İstanbul Kıvılcımlıoğlu ve adını whois bilgilerinde sık sık görebileceğiniz bir çok insan henüz rayına oturmuş olmasa da domain sektörünün ağababaları olarak yerini alıyor. Yanlış hatırlamıyorsam  2009 yılında bir etohum kampı için katıldığımız Microsoft DreamSpark merkezindeki toplantıda Nokta.com’un kurucularından Tuna’nın, ‘neden Türkçe domainleri alıp projelendirmeden parka çekiyorsunuz?’ sorusuna verdiği, ‘kolleksiyon yapıyoruz’ sözü birçok kişi tarafından ukala bulunmuş olsa da işin özünü tahmin etmek zor değildir. Tuna belki de aktif olarak bu domainlerin içinde yer almamış olabilir lakin kendim ve birçok girişimci arkadaş muhabbetlerinde şunu farkediyorum ki her domain kaydedildiğinde aslında çok büyük projeler ve ümitlerle kayıt ediliyor. Lakin klişe bir serzeniş olabilir ama ‘garaj hikayeleri’ muhabbeti bizim coğrafyada gerçekten zor bir süreç oluyor ve bunu birçok arkadaş kaldıramıyor. Bundan 7 ay önce işten ayrıldığımda yakın dostum ve ağabeyim olan birine artık ertelediğim internet girişimlerime zaman ayıracağım dediğimde ‘yani işsiz kalacaksın’ diye tepki vermesi de durumu özetler bir haldedir sanırım. Bankalar kredi vermez, devlet destekleri adil dağıtılmaz, çevrendekiler seni psikolojik olarak rahatlatmak yerine sıkıntılara sokar, liste uzadıkça uzar haliyle. Bir de bu girişimlerin en verimli olduğun üniversite yaşlarında olduğunu da sayarsak, dert üstüne dert :)

Ha bir de şöyle bir yalan çıktı geçenlerde… Geçenlerde Amerika Büyükelçi’si ‘yeni Steve Jobs Türkiye’den çıkabilir’ gazı ile medya hemen gündemlerde üst sıralara çıkardı v.s. Lakin bir de işin gerçek yüzü var. Nereye Türkiye’den çıkıyormuş? Kimi kandırıyorlar. Bugün bu coğrafyada İsrail varken bize pay düşer mi? Facebook’un developer merkezinin de İsrail’de olduğunu düşünürsek, bu pastadaki payımızın çokta fazla olmadığını düşünüyorum. Şu bir gerçekki Küresel anlamda bir proje yapmak istiyorsan Amerika adresli bir şirketin olmak zorunda. Türkiye’deki olanaklar maalesef buna izin vermiyor. Günlük 5-10 kere netin kesildiği bir yerde nasıl büyük projeler çıkarabilirsin ki?

Buraya kadar çizdiğim imajda ABD Büyükelçisi’nin verdiği gazın ters tepkimesi ile ortamı biraz gereyim dedim. O kadar da kötü durumda değiliz aslında. Şu an Türkiye’de gündem yapabilecek projelerimiz var ve gittikçe de büyüyor. Lakin bunların büyük bir çoğunluğu klonlamış projelerden ibaret değil. Yemeksepeti.com gibi, Markafoni’nin kapalı devre alışveriş sistemlerinin tutması gibi gerçekten de bizler tarafından geliştirilmiş projeler var. İnternetin dünyayı küresel bir köy haline getirmesinin faydası da bu aslında. Silik bir yazılımcının çalıntı bir fikri geliştirerek bir siteye 700 milyon insan toplaması nasıl doğal karşılanıyorsa bu şartlarda bizlerde küresel çapta fikirler ortaya koyabiliriz gibime geliyor. Tabiki gidip Silikon Vadisi tecrübelerini görmek, dünyaya hitap edecekse gidip oraları görmek saymaya bile gerek görülmeyecek şartlar.

Bu anlamda domain avcısı Türklere de büyük işler düşmüyor değil. Nokta’nın ve Kıvılcım’ın büyük iş getirecek ingilizce domainleri olduğunu biliyoruz. Fikri olan Türk girişimcilere gereken kolaylıkları sağlaması bizlerin yararınadır tabi :)

Özetlemek gerekirse bazı gerçekleri gözardı edip tesadüflere de inanmak bazen gereklidir. Mesajı şöyle bitirelim o zaman;

Arap coğrafyasını düşünün, bugün büyük arap baharı diyorlar… Normalde bir insan bir amaç uğruna kendini yakar ve bir çok kez dikkate alınmaz. Ama biri kendini yaktı o coğrafyada çorap söküğü gibi geldi herşey. Türkiye’de de internet için biri kendini yakması gerekiyor (mecazi anlamda tabi) ve gerisi gelecektir eminim. Kapitalist sistem çökerken yeni alternatiflere ismimizi altın harflerle yazdırmak zor değil…

Olamaz mı?.. Olabilir…

 

Not: İtiraf edeyim ki ilkin domain ile alakalı yazıyordum ve iş karıştı, ortalık toz duman oldu böyle birşeyler çıktı ortaya. İdare edin artık…

Henüz yorum bulunmamaktadır

Sizde bir yorum yapın!